Yüksek lisans öğrencisi tez danışmanını kendisi seçebilir mi?
Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yüksek lisansa yeni başlayan bir öğrenci, kayıt olduğu bölümde kendi tercih ettiği bir öğretim üyesinin tez danışmanı olarak atanmasını istedi. Ancak üniversite, danışmanı kendi belirledi ve öğrencinin talebini reddetti. Öğrenci, bu süreçte hem idarenin tutumundan hem de yaşadığı iddia edilen bazı olumsuz iletişimlerden şikayetçi olarak Kamu Denetçiliği Kurumu'na (KDK) başvurdu. Konuyla bağlantılı olarak, öğrenciye danışmanlık teklif eden öğretim üyesi de ayrı bir şikayet başvurusunda bulundu; KDK bu iki başvuruyu birleştirerek inceledi.
Sorun neydi? Öğrenci ne yaşadığını anlattı?
Öğrenci, yüksek lisans kaydını yaptırdıktan sonra Enstitü tarafından kendisine bir "Danışman Atama Formu" verildiğini, kendisinin de çalışmak istediği spor psikolojisi alanında uzman bir öğretim üyesiyle bu formu doldurup imzalattığını belirtti. Ancak formu Anabilim Dalı Başkanlığına onaylatmaya gittiğinde, öğrencilerin danışman tercihinde bulunamayacağı, danışman atamasının bölüm tarafından yapılacağı söylendi. Öğrenci, bunun ardından bazı öğretim üyelerinin kendisini arayarak sert bir üslupla uyardığını, danışman seçme hakkının olmadığının söylendiğini, hatta soruşturma açmakla tehdit edildiğini iddia etti. Sonuçta öğrenciye, kendi tercih ettiği kişi yerine başka bir öğretim üyesi (Doç. Dr.) danışman olarak atandı. Öğrenci bu atamanın iptalini ve istediği kişinin danışman olarak atanmasını talep etti.
Üniversite kendini nasıl savundu?
Üniversite, danışman atama sürecinin ilgili yönetmeliklere tamamen uygun yürütüldüğünü savundu. Buna göre, tezli yüksek lisans programlarında danışmanı öğrenci değil, Anabilim Dalı Başkanlığı belirler ve bu atama Enstitü Yönetim Kurulu onayıyla kesinleşir. Üniversite ayrıca, ilgili yönetmeliğe göre bir öğretim üyesinin en fazla belirli sayıda öğrenciye danışmanlık yapabileceğini ve danışmanlıkların öğretim üyeleri arasında dengeli dağıtılması gerektiğini vurguladı. Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan dekan yardımcıları, öğrenciye önce kimle çalışmak istediğinin sorulduğunu, ancak öğretim üyelerinin üzerindeki danışmanlık yüküne göre nihai kararın verildiğini, sürecin sonradan gerginleştiğini ama kendilerinin tehdit ya da baskı uygulamadığını ifade etti.
KDK olayı nasıl inceledi?
KDK, öncelikle ilgili tüm yönetmelikleri detaylıca inceledi. Mevzuata göre danışman atamasının ilk aşamasında öğrenciye doğrudan bir tercih hakkı tanınmadığı, bu yetkinin öncelikle Anabilim Dalı Başkanlığı'na ait olduğu tespit edildi. Kurum, üniversiteden öğrencinin tercih ettiği öğretim üyesi ile atanan öğretim üyesinin o dönemki danışmanlık yüklerini sordu. Yapılan incelemede, öğrencinin istediği öğretim üyesinin üzerinde zaten 2 öğrenci bulunurken, atanan öğretim üyesinin hiç öğrencisinin olmadığı görüldü. KDK, dengeli dağılım ilkesi gereği bu atamada hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vardı.
Ancak KDK, sürecin bazı yönlerini de eleştirdi. Öncelikle, danışman atama işlemleri için kullanılan matbu formun, öğrenciye danışman seçme hakkı varmış izlenimi verecek şekilde tasarlandığını, bunun da somut olayda yaşanan gibi yanlış anlaşılmalara yol açabileceğini belirtti. Ayrıca öğrencinin "tehdit edildim, bezdirildim" iddialarının delillerle kanıtlanamadığını, ancak görüşmelerin her iki taraf açısından da sert geçtiğinin anlaşıldığını kaydetti.
Sonuçta ne karar verildi? Üniversite ne yapmak zorunda?
KDK, başvuruyu kısmen kabul kısmen ret şeklinde sonuçlandırdı. Öğrencinin, atanan danışmanın iptal edilerek kendi istediği öğretim üyesinin danışman yapılması talebi reddedildi; çünkü ilk atamada hukuka aykırılık tespit edilmedi. Buna karşılık KDK, öğrencinin gerekçeli ve usulüne uygun şekilde Anabilim Dalı Başkanlığı'na başvurması halinde danışman değişikliği talebinin dikkate alınması ve kafa karışıklığına yol açan "Yüksek Lisans Danışman Atama Formu"nun mevzuata uygun şekilde güncellenmesi yönünde Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'ne tavsiyede bulundu. Üniversitenin bu tavsiye üzerine yapacağı işlemi 30 gün içinde KDK'ya bildirmesi gerekiyor.
Bu karar benzer durumdaki öğrenciler için ne anlama geliyor?
Karar, yüksek lisans öğrencilerinin danışman atamasında kesin bir "seçme hakkı"na sahip olmadığını, atamanın esasen bölümün ve öğretim üyeleri arasındaki dengeli dağılımın belirleyici olduğunu gösteriyor. Öte yandan öğrenciler, istedikleri bir danışmanla çalışmak için ilk atamadan sonra da gerekçeli bir dilekçeyle resmi kanaldan başvuru yapabilir. Kararda ayrıca, üniversitelerin kullandığı matbu formların gerçek yetkileri net biçimde yansıtmasının, benzer anlaşmazlıkları önlemek açısından önemli olduğu vurgulanmış oldu.
Anlık gündem ve sıcak gelişmelerden haberdar olmak için AkademikTR mobil uygulamasını indirin ve Instagram hesabımızı takip edin.
Sıkça Sorulan Sorular