Yüksek lisans sınavında 0,02 puanla elenmek hukuka uygun mu?
Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nün özel hukuk yüksek lisans programına başvuran bir aday, yazılı ve sözlü sınavlara üçüncü sıradan girme hakkı kazanmasına rağmen, sınav sonunda sadece 0,02 puanlık bir farkla başarısız sayıldı. Aday, bu kadar küçük bir farkla elenmesinin "hayatın olağan akışına aykırı" ve kötü niyetli bir değerlendirme olduğunu düşünerek Kamu Denetçiliği Kurumu'na (KDK) başvurdu. KDK, konuyu hem hukuka uygunluk hem de iyi yönetim ilkeleri açısından değerlendirerek kısmen kabul kısmen ret kararı verdi.
Sorun neydi? Aday ne yaşadı?
Aday, 83,74 ALES puanı ve 85,53 mezuniyet not ortalamasıyla başvurduğu 20 kişilik kontenjanlı programda, yazılı ve sözlü sınavlara girmeye hak kazanan adaylar arasında üçüncü sıradaydı. Programın belirlediği kurallara göre nihai başarı notu; ALES puanının %50'si, mezuniyet notunun %20'si ve mülakat notunun %30'u toplanarak hesaplanıyor, en az 65 puan alanlar başarılı sayılıyordu. Sınav sonuçları açıklandığında aday, 64,98 puanla dokuzuncu sırada ve başarısız olarak ilan edildi. Mülakattan aldığı puanın 20 olduğunu, bu puanın sadece 1 puan daha yüksek olması halinde (21 puan) başarılı sayılacağını hesaplayan aday, bu denli küçük bir farkla elenmesinin adil ve objektif bir değerlendirmenin sonucu olamayacağını iddia etti ve programa kabul edilmesini talep etti.
Üniversite kendini nasıl savundu?
Bursa Uludağ Üniversitesi, adayın 64,98 puan aldığını ve başarısız sayıldığını doğruladı. Sınav sürecine ilişkin talep edilen bilgi ve belgeleri KDK'ya ilettiklerini belirterek, işlemlerin ilgili yönetmelik ve senato esaslarına uygun yürütüldüğünü savundu.
KDK süreci nasıl inceledi?
KDK, meseleyi ciddiye alarak üniversiteden sadece başvuranın değil, sınava giren diğer tüm adayların sınav kağıtlarını, verdikleri cevapları ve jüri değerlendirmelerini de istedi. Yazılı sınav incelemesinde, adaylara özel hukukun temel konularından seçilmiş aynı soruların sorulduğu görüldü. Üniversite, puanlama kıstaslarını gösteren resmi bir cevap anahtarı sunamasa da, KDK tüm adayların sınav kağıtlarını karşılaştırarak puanlamaların birbiriyle tutarlı olduğu sonucuna vardı; jürinin keyfi veya kötü niyetli davrandığına dair somut bir bulguya rastlanmadı.
Sözlü sınav (mülakat) konusunda ise üniversite, adaylara önceden hazırlanmış sabit sorular sorulmadığını, adayların verdiği cevaplara göre soruların şekillendiğini, amacın adayların bilimsel çalışma potansiyelini ölçmek olduğunu açıkladı. Ancak üniversite, sözlü sınav değerlendirmesinin gerekçelerini gösteren yazılı bir rapor da sunamadı. Buna rağmen KDK, adayın yazılı sınav puanı ile mülakat puanının birbirine yakın çıktığını, adayın da somut bir kötü niyet veya haksızlık delili sunmadığını göz önünde bulundurarak, jürinin objektiflikten uzaklaştığına dair bir tespit yapamadı.
Sonuçta ne karar verildi? Üniversite ne yapmak zorunda?
KDK, adayın sınav sonucuna itirazını reddetti; yani puanının 0,02 farkla "az" olması tek başına haksızlık göstergesi sayılmadı. Ancak Kurum, bu süreçte önemli bir eksiklik tespit etti: Üniversite, ne yazılı sınav için bir cevap anahtarı hazırlamış ne de sözlü sınav için jüri üyelerinin değerlendirme gerekçelerini içeren bir rapor tutmuştu. KDK, Danıştay'ın benzer bir kararına da atıfla, mülakat gibi sübjektif değerlendirme içeren sınavlarda dahi hangi adaya hangi sorunun sorulduğunun, verilen cevapların ve hangi jüri üyesinin hangi notu neden verdiğinin kayıt altına alınması gerektiğini vurguladı. Bu doğrultuda üniversiteye, bundan sonraki sınavlarda cevap anahtarı hazırlanması, soru-cevapların kayda geçirilmesi ve gerekçeli değerlendirme raporları tutulması yönünde tavsiyede bulunuldu. Üniversitenin bu tavsiye üzerine yapacağı işlemi 30 gün içinde KDK'ya bildirmesi gerekiyor.
Bu karar benzer durumdaki adaylar için ne anlama geliyor?
Karar, sınav sonucuna sırf "puan farkı çok az" gerekçesiyle itiraz etmenin tek başına yeterli olmadığını, itirazın somut bir haksızlık, tutarsızlık veya keyfilik delili ile desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Öte yandan karar, üniversitelerin -özellikle mülakat gibi göreceli değerlendirme içeren sınavlarda- şeffaflık ve hesap verebilirlik adına yazılı gerekçeler ve kayıtlar tutmasının önemine de dikkat çekiyor. Benzer bir sınav sürecinde olan adaylar, itiraz ederken somut ve kanıtlanabilir gerekçeler sunmaya özen göstermelidir.
Anlık gündem ve sıcak gelişmelerden haberdar olmak için AkademikTR mobil uygulamasını indirin ve Instagram hesabımızı takip edin.
Sıkça Sorulan Sorular